ÜNİVERSİTELER VE TEMEL BİLİMLER
Prof. Dr. Kemal Kocabaş
Türkiye, siyasal iktidarın son 13 yılda uyguladığı eğitim politikaları sonucunda geleceğe dair çok önemli problemler yaratacak bir sorunla karşı karşıya. Üniversitelerin temel bilimler bölümlerinin kapanması süreci ve tartışmalar YÖK ve kamuoyu gündemine girdi. Ülkedeki muhafazakar iklim ve iktidar, akıl ve bilimin rehberliği yerine dinsel eğitimi temel referans alması; okul öncesinden yüksek öğretime tüm eğitim süreçlerinde öğrencilerimizin temel bilimlerden uzaklaşması gibi sonuç üretti. En somut örnek tüm üniversitelerde fizik bölümlerine geçen yıl yaklaşık 482 öğrenci yerleşirken İslami Bilimler ve İlahiyat fakültelerine yerleşen öğrenci sayısı 18 bin civarında…Bu rasyonel olmayan bir sonuç.İlahiyat ve İslami Bilimler Fakültelerinin tüm mezunlarına etik ve bilimsel olmayan haksız, adaletsiz bir istihdam politikasıyla kamuda iş verme potansiyelinin üretilmesi ve bu fakülte diplomalarının işe girmek için bir “bonservis” işlevi görmesinin bu sonucu ürettiği de çok açık…
Temel bilimleri olmayan bir üniversite evrensel anlamda üniversite olamaz, bilimin ve üniversitenin iflası olur. Üniversite ve bilim, temel bilimler üzerinden gelişir.Temel bilim altyapısı olmadan, tıptan mühendisliğe teknik ağırlıklı uygulamalı bilimler; ekonomiden sosyal bilimleresağlıklı gelişmelerin olmayacağı çok açık.Şimdi YÖK’ün kafasın arka planında öğrenci yerleşmeyen temel bilimler bölümlerine kapatmak var. Onu tartışıyor. Peki üniversite bu durumu tartışıyor mu? Tabii ki hayır… Son on üç yılda tüm tartışma reflekslerini kaybetmiş, teslim olmuş, teslim alınmış bir üniversite “ evrensel üniversite” kültürüyle ilgili bu somut durumu tartışabilir mi?
Tartışma, YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın açıklamalarıyla başladı. Açıklamanın özeti “2014 yılında 11’den az öğrenci kaydolan devlet üniversitelerindeki programlarına bu yıl kontenjan verilmeyecek” şeklindeydi. Sınırlamayla “36 üniversitenin kimya bölümüne, 31 üniversitenin fizik bölümüne, 22 üniversitenin biyoloji bölümüne, 7 üniversitenin de matematikbölümüne öğrenci alımı yapılmayacak” sonucu ortaya çıkıyordu. Sonuçta üniversitelerdeki öğrenci kontenjanı verilen temel bilimler programlarının sayısı 241’den 145’e düşürülmesi sonucu oluşuyor. Bu konuyu tartışmak için YGS-2015 ortalamalarına bakalım. 40 soruda “Türkçe testinden ortalamaları 15.8, sosyal bilimlerden ortalamaları 1.7, temel matematikten ortalamaları 5.2, fen bilimlerinden ortalamaları 3.9” Bu rakamlar bize eğitim sistemindeki nitelik kaybını, fen bilimlerdeki durumu ortaya koyması anlamında çarpıcı. İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerimize fen kültürü, fen okur yazarlığı kazandırmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Tartışma buradan başlamalı…Orta öğretimdeki eğitim niteliği, öğretmen niteliği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasal iktidarın bu konuları iyileştirmekle ilgili bir çabasının olmadığıda çok açık. Aslında PISA 2003-2006-2009-2012 sonuçları ülkedeki eğitimin niteliği ile ve yaklaşan sorunlar ile ilgili önemli ipuçları veriyordu.
Bir başka rakamlara bakalım. 2010 yılında 8 bin 266 kontenjanı bulunan fizik bölümlerine 3 bin 611 aday yerleşirken, 2014’te kontenjanı 834’e kadar düşen bu bölüme 482 aday yerleştirildi. Matematik’te ise 2010’da 9 bin 439 kontenjana 9 bin 337 aday yerleşirken 2014 yılında 3 bin 771’e düşürülen kontenjana 3 bin 547 aday yerleşti. Yani temel bilimlerden yoğun kaçış var… Prof.Dr. Yakup Kepenek Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde bu rakamları değerlendirerek “En hafif deyimiyle, bilimsel bir çöküntüdür ve butoplumun geleceğininnasıl karartıldığının çok somut bir kanıtıdır.Temel bilimler eğitiminin üniversitelerde içine düşürüldüğü durum aslında bu ülkede bilimsel gelişmenin geleceğinin temellerinin çökertildiği anlamına geliyor. AKP’nin eğitim anlayışının doğrudan bir sonucu olan bu tablo,yalnızca ülkeyi bilimin aydınlığına kapatmakla kalmıyor; toplumun aklını körelterek geleceğinikarartıyor!”yorumluyor. Eğitim-Sen de konuyla ilgili yaptığı açıklamada “YÖK kolaya kaçarak, temel bilimleri üniversitelerin içerisinden söküp atarak üniversiteyi üniversite olmaktan çıkaran ve sadece meslek kursuna indirgeyen bir politikayı çözüm adı altında bizlere dayatmaktadır… İnsan, toplum ve doğa yararına üniversite anlayışı yerine kar zarar hesaplarıyla yürütülen bir politika sadece temel bilimleri değil, üniversiteyi bir bütün olarak işlevsizleştirmenin önünü açacaktır” açıklamasıyla YÖK’ü uyarıyordu.
Kamuoyundan gelen tepkilerle YÖK’ün art arda açıklamalar yapmak durumunda kaldı. Son açıklama “Gelişmiş üniversitelerin temel bilim programlarının kapasitelerinin artırılması suretiyle temel bilim programlarının güçlendirilmesi” kararı alınmıştır.ODTÜ, Hacettepe, İstanbul vb. gelişmiş üniversitelerdeki temel bilimler programları tamamen dolu iken yeni kurulan ve gelişmekte olan bazı üniversitelerimizin bu bölümleri boş kalmıştır.Almış olduğumuz karar neticesinde fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi alanlarda öğretim görmek isteyen öğrencilerin, kapasiteleri artırılan gelişmiş üniversitelerde eğitim alabilme imkânı sağlanmıştır. Eş zamanlı olarak bu sene temel bilimler programlarını teşvik için yeni istihdam imkânları tanımlamak da dâhil bir takım düzenlemeler de gündeme alınmıştır.” denilmekte ve tasarlanan çözümün bir kapatma olmadığını iddia edilmektedir.
Açıklama net değildir. Gelişmiş üniversitelerde “nitelikli eğitim almaları sağlanacaktır” ifadesi bazı bölümlerin kapatılacağını ima etmektedir. Yeni unvan tanımları, temel bilimler bölümlerine tercih edecek ilk 20 bine gire öğrencilere burs verilmesi geçici önlemlerdir. Sorun eğitim sisteminin bütünsel olarak bakamamaktan kaynaklanmaktadır, ülkedeki iklime bağlıdır. Eğitimin tüm süreçlerinde nitelik devrimi, reformu yapabiliyor musunuz? Nitelikli öğretmen yetiştirme düşünüz var mı? Okullarda fen derslerinin saatlerini arttırabiliyor musunuz? Okullardaki fen laboratuvarlarını işlevsel hale getirebiliyor musunuz? Eğitim sisteminde akıl ve bilimi egemen kılabiliyor musunuz? Eğitimi dinselleştirme ve piyasalaştırma penceresinden değil de insanlaşma-toplumsallaşma gibi evrensel ölçeklerde bakabiliyor musunuz? Sorun burada… Ne dersiniz?
























