BİR DARI HİKÂYESİ
Mısır, anavatanı olan Güney Amerika’da insanların beslenmesinde binlerce yıldır temel gıda maddesi olarak tüketilmektedir.
Mısırın en çok tüketildiği ülkelerden biri de Meksika’dır. ABD 1946 yılında, yeni hibrit tohumları üretmek için Meksika’yı merkez olarak seçmiş ve burada ‘’Uluslararası Mısır ve Buğday Islah Merkezi’’ni kurmuştur.
İnsan hayatında değerli bir besin olan mısırın yerli cinsleri kısmen genetik olarak kirlenmiş ve tür özelliklerini yitirmiştir.
Topraklarımızda hâlâ, alıştığımız damak tadı, haşlanmış, közlenmiş, patlamış mısırlar, mısır unuyla yapılan geleneksel tatlarımızın hala devam ettiğini görmek, onları yaşatmak için mücadele edenlerin varlığını bilmek bize güç vermektedir.
Toplum olarak, çocukluğumuzda ki tatları her geçen gün daha çok arar olduk.
Yerel tohumların izini sürerken çok çeşitli mısır tohumlarına ulaştık.
Böylece bizim için bir ‘’darı hikayesi’’ başlamış oldu.
Ülke olarak, çocuklarımızı geçmişimizden gelen bu tatlara alıştırmalıyız.
AVM’lerde, sokaklarda satılan tatlı mısırlar, sinemalarda paketlerde satılan GDO’lu mısırlar zehir saçıyor.
Fethiye bölgesinde çok çeşitli mısırların, elli yıllık, yüz yıllık tohumları hala üretilmekte, çoğaltılıp, saklanmaktadır.
Bir darı ekersin toprağa onlarca darı alırsın.
Bir dane toprağa düştüğünde, fideye dönerken yaprakları uzar, koçanlar çıkmaya başladığında ilk önce kuşlar bakar darının tadına.
Doğaldır, atalarımızdan kalmıştır, bizimdir, bizim topraklarımızın ve bizim kuşlarımızın alışkın olduğu tatlardır.
Yanlış tarım politikaları, şehirleşen köyler ve bitirilmekte olan köylülük yüzünden, tohumlarımız, topraklarımız, kültürümüz alıştığımız tatlarımız ve geleneksel beslenme şeklimiz bozulmasın.
Yerel tohumlarımıza sahip çıkalım.
Ebru Oğuzhan Yeter


























